BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

3 Ocak 2010 Pazar

YARIM

Yarımdı her şey. Tam olmaya çok vardı sanki...Bir rüzgarı kontrol etmek isterken rüzgara kapılıp gidiverdi yorgun bedeni.Anladı her şeyin yarım olmaya mahkum olduğunu ve kontrol edilemeyecek şeylerin gerçekliğini.Bütünlük tamamıyla bütün hissetmekle alakalıymış öğrendi.
Derin bir nefes alıp kahvesini yudumlarken olduklarını ve olabileceklerini düşündü.Mutlu olabilecekse eğer belki de önce Allah'ın ona sunduklarıyla barışmalıydı.Belki de biraz Pollyana olabilmekti mutluluk.Nefsani istekleriyle mücadele ederken durdurmaya çalıştı içindeki sesi. Yalancı mutlulukların gerçekçi güzelliğine bıraktı kendini.
Şimdi aynada seyrettiği değişen yüzü ve bedeni değildi, değişen ruhunun yansımasıydı...

6 Aralık 2009 Pazar

Yarı yolda kalan bir arabayı gideceği yere varsın diye ittirir gibi hayatı ittirmekten yoruldum.Belki de en çok ittirirken çevredekiler benle dalga geçmesin diye sorun yok ifadesi takınmaktan yoruldum.Her şeyden biraz veriyor bana hayat...Her şeyden biraz...

28 Kasım 2009 Cumartesi

Göründüğüm kadar "iyi " olamamaktan korkuyorum. Abartılmış olmaktan...Çok sevildiğimde de korkarım mesela...
Eğer görünen ben değilsen, bu benim suçum mu, beni büyük göreni suçu mu? Kendimi gül bahçesi vaat etmiş gibi sorumlu hissediyorum hep...

23 Kasım 2009 Pazartesi

Ucu Kapalı Monologlar 2

Ne zaman katletmediler ki mutluluğumuzu?
Ne zaman sadece iyi olmayı istemek yetti ki?
Masum bir kalp saklama çaban ne zaman bir ayrık otuna dönüşmene sebep olmadı ki?
Odanın içindeki malzemeleri kullanarak odada mutlu olmaya çabalarken, duvarlarımızı yıkıp mahremimizi teşhir ettiler hep....

15 Kasım 2009 Pazar

Bulutların Üstünde


Bir parça mutluluk ve huzur ararken dünyada dünya üstü bir tutkuya kapılıp, ilk defa bir parçadan öte bir mutluluğa eriştim.Üzerine tonlarca şarkı, roman, film üretilen "aşk" ve beyaz atlı prens gerçekmiş.Yitirildiğinde aklını kaybedeceğine inanma diye bir şey varmış. Egonun, korkuların her şeyin ötesine geçebilen bir duygu varmış.Bulutların üzerinde gezinmek doğruymuş.Dünyanın en güzel kokusu sevgili kokusuymuş ve ondan ayrı kalmak işkenceymiş. Ve insana bunları yazdıracak kadar şapşal, tatlı ve saçma bir hal aldırabiliyormuş aşk...

31 Ekim 2009 Cumartesi

Ucu Kapalı Monologlar

Sanki tam anlama erişince ermiş olacakmışız gibi bir anlam arayışı içindeyiz ya hayatımızdaki tonlarca şeye, işte bu boğuyor bazen beni. Bu kadar çok iç güdü ve duygularına yenik düşebilen birinin tüm bunları rasyonalize etmeye çalışması kaostan başka bir şeye sebep olamıyor.
Organlarım etrafa saçılmışken hepsini toplayıp bir bedene, en uygun, en rasyonel bedene bürünemiyorum.Çünkü yine bir yerlerde "eksik" olan bir organ başka bir organın çalışmasını engelliyor. Yine ruhumda çatırdayan "eksik" kavramlar var.
Ne istediğini bilememek değil artık benimkisi.Ne istediğimi biliyorum, ama isteklerime uygun malzemeler yok. Kakaolu kek isteyip de kakaoya sahip olamamak benimkisi.
Ne garip şey büyümek, ucu bozuk ilişkilerim bile bana beni anlatttığı için kızamıyorum onlara artık. Nasıl kızabilirim ki elimdekinden fazlasını isteyen nefsime ve kendime bir türlü uydurmayı beceremediğim görüntüsü hoş, mor renkli kılıftan ilişkilere...Daha doğrusu ve iyisine erişemeyeceğini bildiğim, ama bir gün her şeyin daha iyi olacağına inandığım saf dünyam benim.

Fikrim niyetimde gizli, niyetim kalbimin en ucra köşelerinde...

29 Ekim 2009 Perşembe

Niyet

Her şeyin başı "niyet".
Niyetin ne ise "o" sun aslında. Bu yüzden de bu aralar niyetlerimi sorgulamaya ve kendi etik dünyamda çırpınmaya başladım.Nefsani isteklerimizin süslü giysilere bürünmüş halinin içindeki çıplak beden korkuttu beni...