BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ne zaman çarşaflı annesinin elini tutarken ürkek ve inceleyen gözlerle bana bakan bir kız çocuğu görsem içim burkulur.Rahatsızlık duyarım, ama bana bakıyor olmasından değil, bana bakarken düşündüklerini değiştiremiyor olmaktan rahatsız olurum. Hangi öğretilerle donatıldığını ve bir gün o öğretileri yıkıp yıkamayacağını merak ederim.Çoktan kısıtlanmayı kabul etmiş ve cinselliğini namus adı altında onu metalaştıran bir zihniyete bağışlamış bir nesil ve neslin ürünüdür o masum gözler....Bedeni gibi zihnini de kontrol etmek isteyenlerle donatılmış geleceğin kadınıdır o..

9 Eylül 2009 Çarşamba

Eşik

Beklentiler ve insansı fantazilerle bezenmiş yeni bir mevsim daha kapıda dururken zamanı biraz sindirmek gerektiğini fark ettim. Hunharca harcarken duygularımı, onlara ait farkındalığım giderek azalmakta ve ben onları harcarken bilinçsizleşmekteyim. O yüzden ara sıra silkelenmek ve her şey yavaşken süratle akıp giden duygu seline bir hangi alemde olduğunu sormak gerekiyor. Herkes en iyi kendi yangınlarını bilir, bu yüzden çok geçmeden 3. şahıslardan arınıp bireysel bir tavırla sindirme işlemine geçmekte fayda var.
Uzun zamandır yazamıyorken duygularımı oturtma çabası veriyordum sanırım. Her zamanki yamalarla savaşırken bir yandan da adı, tadı yeni olan bir huzurun girdabında huzursuzluklarımı peşimden getirmekteydim. Silkindim ve kapıda , o eşikte bırakıverdim kaygılarımı. Sığındım, küçüldüm ve ""başka birine küçülerek büyüyüp" yeni sevgi alışkanlıkları edindim. Yani geçen zaman artık sevginin başka kollarda olduğunu, anne dizinin dibinde bir kez daha uzaklaşmak gerektiğini öğretmiş bana...Hem en çok kendim hem de en kendinden başka olanım artık. Başkalaşırken, başkalaşan yeni mevsime merhaba...Bir eşikten daha geçerek, yenilere yakınım...

25 Ağustos 2009 Salı

Sürekli gelecek bir geleceğe odaklanıp her şeyi kontrol etmeye çalışmanın getirdiği büyük kontrolsüz bir bunaltının en dibinde dolanıyorum çoğu kez...Birinin bana anı yaşa nutukları atmasa gerekiyor çoğu kez.

13 Ağustos 2009 Perşembe

"Bağ"

Ne kadar da güzelmiş çocuk olmak...Büyümenin bu kadar kötü ve sancılı olduğunu farkedemediğimiz o günler...Bir yere ve bir şeye bağlı kalmanın sorun yaratmadığı o zamanlar...Oysa şimdi ben buyum demek ne kadar zor, birine bağlı olmak ne kadar zor.Beni bir şeylere acımasızca bağlayan tüm ipleri kopartmak istiyorum..."Ben "olmak böyle zor olmasaydı keşke...Şimdi gözyaşlarımızı bile saklamamız gerekiyor. Üryan olmak eskisi kadar kabul edilebilir değilmiş bu dünyada...
Bir oyuncağına sarılıp ağlarken dünyanın yükünden arınmaya çalışan genç kadının düşünceleri bunlar...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Çok şey yapmak isteyip de yapamadığımda obsesyonlarıma sığınıp hiçbir şey yapasım gelmiyor. Ahh şu ya hep ya hiçler!...Oysaki elimdekileri değerlendirmek varken, bir anda karamsarlığa boğulmasam...Eksik olan çok şeyin olması, tamamlanmayacak çok şey olduğu anlamına gelmiyor ki...

7 Ağustos 2009 Cuma

"En"...


En kendin olduğun ve en başka olabildiğin adrestir aşk...Sonsuz bir şekilde kendini sunduğun ve sonsuz bir hissiyatla başka bir bedende eridiğin, başka bir yüz, başka bir doku olduğun yerdir...Kanında, iliklerinde, soluğunda yeni bir uyanıştır...Bilmediğin yanları öğrenip de şaşkınlığa uğradığın halindir...
En deli cesaretini topladığın halin aşık olduğun halindir. Hani o önyargılar, onu yapmam bunu etmemler...Hani?..Ölmüşler bile. Şimdi başka bir başka sen var sende, tenine bulaşan yabancı senin öteki halin...Birlikte başkalaştığın bir evre...Tüm mantıktan sıyrılabildiğin en tatlı, en baştan çıkarıcı insanoğu hali...En kadın olduğun, en erkek olduğun halin.. En aç halin, en doymayan halin zamana...
"En" lerin doruğu "aşk"...Enlerin aidiyeti aşkta...

26 Temmuz 2009 Pazar

Mutlu anlarımı katleden bir azılı katil karamsarlık. En cici elbisesini giyip yanıma gelip cilveli haliyle beni kandırıveriyor, tüm keyfimi kaçırıveriyor. Oysaki mutlu olmaya değer bir şeyler bulmuşken kaybetmemek lazım. Sıkı sıkı tutunmak lazım mutluluklara. Onlar o kadar az ve özelller...