BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

5 Ağustos 2010 Perşembe

Yarış


Yarış bir başkasıyla kıyaslanarak yapılan şey midir ki illa? Herkes gizliden gizliye başkalarıyla yarıştığı için bölük pörçük karakterler yanılsamasıymış gibi geliyor bana. Bazen herkes o kadar tutkuyla yarışıyor ki benim pabuçlarım o yarışa girmeye elvermiyor. Ben hep zannetim ki ben benim pabuçlarıma sahip kişilerle yarışabilirim sadece...Ben hep zannettim ki elmayla armut kıyaslanmaz. Ve ben hep zannettim ki insanın en büyük yarışı kendiyle olmalı...
İnsanlar hunharca birbirini ezmeye çalışırken ben de hunharca kendimi eziyordum. Sağdaki, soldaki değildi derdim. Hep aynı şeyi sorup duruyordum kendime: İçinde bulunduğun şartlara göre elinden gelenin en iyisini yaptın mı? Daha iyi ne yapabilirdin? Yani Ali'yle, Veli'yle bozmadım kafayı hiç.
Sonra bir gün herkesin kafayı Ali'yle Veli'yle bozduğunu fark ettim. Ve etrafımdaki pek çok insanın da Ali, Veli yansıması olduğunu...Ve de korktum. Çünkü ben başkalarına odaklanma eziyetini bu kadar kaldırabiecek biri değildim.Kendimle uğraşmayı bırakıp tonlarca insanla uğraşmaya kalkmak zor ve komikti bana göre.
Bazen durup etrafımdakilerin anlam veremediğim yarışlarını izliyorum. İçlerinde beni özne olarak kabul edenler de var. Beni yarışılacak bir özne olarak seçenleri görünce kendime daha önce hiç bakmadığım bir gözle bakıyorum. İnsanın kendini gerçekleştirmeye çalışmaktan vazgeçip bir başkasıyla yarışmaya çalışacağı kadar matah bir özne ne ara olmuştum?
Ben hiç mi etrafıma bakmıyorum a dostlar? Bakıyorum, ben de kıskanıyorum zaman zaman. Ama o kıskandıklarımın içinde bulundukları şartlar farklı. Onlar gibi olmaya çalışırsam komiğin alası olurum.
Herkes kapısının önünü temizlese tüm sokaklar temiz olur misali herkes önce kendiyle uğraşsa insanlık ne mis olur değil mi?
Hepimize iyi yarışlar(!)